Amazon Hipertropikal Bir İklime Sürükleniyor
Paylaş
Araştırmacılar hipertropikal iklimi, tarihsel tropikal iklimlerin %99’undan daha sıcak ve çok daha sık ve şiddetli kuraklıklarla karakterize edilen koşullar olarak tanımlıyor.
Amazon Yağmur Ormanları, Dünya’da on milyonlarca yıldır görülmeyen bir iklim türüne doğru sürükleniyor olabilir. Bu hafta Nature dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre bilim insanları, bölgenin “hipertropikal” olarak adlandırılan bir iklime yaklaşmakta olduğu görüşünde. Bu iklim daha sıcak, daha kuru ve daha oynak bir yapı anlamına geliyor ve geniş çaplı ağaç ölümlerini tetikleyerek gezegenin en önemli karbon yutaklarından birini zayıflatabilir.
Araştırmanın yazarları, sera gazı salımlarında keskin düşüşler sağlanmaması durumunda Amazon’un 2100 yılına dek her yıl 150 güne varan sıcak kuraklık koşulları yaşayabileceği uyarısında bulunuyor. Sıcak kuraklık, aşırı sıcaklarla daha da ağırlaşan yoğun kuraklık dönemlerini belirtiyor. Bu tür aşırılıkların, günümüzde neredeyse hiç görülmediği yağışlı sezonun doruk ayları olan mart, nisan ve mayıs aylarında bile yaşanabileceği belirtiliyor.
Çalışmanın başyazarı, California Üniversitesi Berkeley Kampüsünden Prof. Jeff Chambers, “Bu sıcak kuraklıklar yaşandığında, sözünü ettiğimiz iklim hipertropikal ormanlara özgü bir iklimdir. Bu, bugün tropikal orman olarak tanımladığımız sınırların ötesinde.” dedi.
Amazon’un Kırılma Noktasını Bilim İnsanları Nasıl Ortaya Koydu?
California Üniversitesi Berkeley’den araştırmacıların öncülük ettiği çalışma, Brezilya’nın orta bölümünde, Manaus’un kuzeyindeki araştırma alanlarından elde edilen 30 yılı aşkın sıcaklık, nem, toprak nemi ve ışık yoğunluğu verilerine dayanıyor. Ağaç gövdelerine yerleştirilen sensörler aracılığıyla ekip, artan sıcaklık ve azalan nem karşısında ağaçların nasıl tepki verdiğini gözlemledi.
El Niño kaynaklı son kuraklıklar sırasında araştırmacılar iki temel baskı eşiği belirledi. Toprak nemi normal düzeylerin yaklaşık üçte birine düştüğünde, birçok ağaç su yitimini azaltmak için yaprak gözeneklerini kapattı. Bu durum, dokularını oluşturmak ve onarmak için gereksinim duydukları karbondioksidi emmelerini engelledi. Uzayan aşırı sıcaklar ise özsuda kabarcıklar oluşmasına yol açtı; bu da su taşınımını bozdu. Araştırmacılar bu süreci, kan damarındaki ani tıkanmanın inmeye (felce) yol açmasına benzetti.
Hızlı büyüyen ve odun yoğunluğu düşük türlerin özellikle kırılgan olduğu, bu ağaçların yüksek odun yoğunluğu olan türlere göre daha çok öldüğü belirtildi. Chambers, “Bu durum, ikincil ormanların daha savunmasız olabileceğini gösteriyor; çünkü bu ormanlarda bu tür ağaçların oranı daha yüksek.” dedi. İkincil ormanlar, insan etkinlikleri ya da doğal olaylar sonucu zarar gördükten sonra kendiliğinden yenilenen ormanları belirtiyor.
Araştırmacılar, farklı bölgeler ve farklı kuraklık dönemlerinde de aynı uyarı işaretlerini gözlemledi. Bu da Amazon’un sıcaklık ve kuraklığa benzer ve öngörülebilir bir biçimde tepki verdiğini gösteriyor.
Amazon’da yıllık ağaç ölüm oranı şu anda %1’in biraz üzerinde. Ancak araştırmacılar, bu oranın 2100 yılına dek yaklaşık %1,55’e çıkabileceğini öngörüyor. Chambers’a göre yarım puanlık bu artış küçük gibi görünse de Amazon büyüklüğünde bir orman için yitirilen ağaç sayısı son derece büyük anlamına geliyor.
Hipertropikal İklim Nedir ve Neden Önemli?
Araştırmacılar hipertropikal iklimi, tarihsel tropikal iklimlerin %99’undan daha sıcak ve çok daha sık ve şiddetli kuraklıklarla karakterize edilen koşullar olarak tanımlıyor. Bu tür bir iklimin yakın geçmişte bir karşılığı bulunmuyor. Bilim insanlarına göre, Dünya’nın 10 ila 40 milyon yıl önce çok daha sıcak olduğu dönemlerde tropik bölgelerde görülüyordu.
Günümüz tropik kuşakta sıcaklıklar görece istikrarlı seyrederken ve yağış döngüleri yıl boyunca yoğun bitki örtüsünü desteklerken, hipertropikal bir iklim aşırı sıcaklar, uzun kurak mevsimler ve güçlü fırtınalar potansiyeli anlamına geliyor. Bu dönüşümün etkileri Amazon’la sınırlı kalmayabilir. Tropikal ormanlar, Dünya’daki diğer tüm ekosistemlerden daha çok karbon emiyor. Ancak baskı altına girdiklerinde bu kapasite önemli biçimde düşüyor. Araştırmacılar, özellikle kurak yıllarda Amazon’un emdiğinden daha çok karbon saldığı dönemler yaşandığını hatırlatıyor.
Küresel sıcaklıklar yükselmeyi sürdürdükçe Amazon’un karbon depolama kapasitesindeki her düşüş, Dünya genelindeki ısınmayı daha da hızlandırabilir. Nitekim son yıllarda kimi yağmur ormanları, sıcaklık ve kuraklık kaynaklı şiddetli yangın sezonları yaşadı; bu da büyük miktarda karbon salımına ve ekosistemlerin zorlanmasına yol açtı.
Amazon’da yaşananların diğer ormanları da etkilemesi olası. Araştırmacılar, salımların azaltılma hızına ve ölçeğine bağlı olarak Batı Afrika ve Güneydoğu Asya’daki yağmur ormanlarının da benzer risklerle karşı karşıya kalabileceğini vurguluyor.
