Artık Daha Az Yıldız Doğuyor

Paylaş

Gizemli-Dag-Carina-Bulutsusu-1024x943 Artık Daha Az Yıldız Doğuyor
Gizemli Dağ, Carina Bulutsusu

Her şeyin bir sonu var… Buna evren de dahil. Gökbilimciler, son yirmi yıldır evrenin en parlak dönemini geride bırakmış olabileceğine ilişkin ipuçları buluyor. Bunun en belirgin göstergelerinden biri, giderek daha az sayıda yıldızın doğması. Bu, evrende yeni yıldızların bittiği anlamına gelmiyor, aksine yıldızların sayısının septilyona (24 tane 0) dek çıkabileceği düşünülüyor. Ancak gökbilimciler yeni yıldız oluşumunun yavaşladığına inanıyor.

Bir Yıldız Doğuyor ve Ölüyor

Günümüzde bilim insanları evrenin yaklaşık 13,8 milyar yaşında olduğu konusunda hemfikir görünüyor.

İlk yıldızlar Büyük Patlama’dan kısa bir süre sonra oluştu. Nitekim, geçen yıl James Webb Uzay Teleskobu, gökadamız Samanyolu’nda 13 milyar yıldan daha yaşlı olduğuna inanılan üç yıldız keşfetti.

Yıldızlar özünde, devasa sıcak gaz küreleridir. Hepsi aynı biçimde yaşamlarıa başlar. Bulutsu (nebula) olarak bilinen devasa uzay tozu ve gaz bulutlarından oluşurlar. Kütle çekimi gaz kümelerini bir araya getirir ve bu kümeler sonunda ısınarak genç bir yıldız veya önyıldız (protoyıldız) biçimine gelir. Yıldızın çekirdeği ısınarak sıcaklığı milyonlarla belirtilen düzeylere çıkar, içindeki hidrojen atomları sıkışır ve helyum oluşturur. Nükleer füzyon olarak bilinen süreç, ışık ve ısı yayar. Yıldız artık kararlı, “cüce yıldız” evresindedir.

Gökbilimciler, kendi Güneş de dahil olmak üzere cüce yıldızların, evrendeki tüm yıldızların yaklaşık %90’ını oluşturduğunu düşünüyor. Boyutları, Güneş’in kütlesinin onda birinden 200 katına dek değişir. Sonunda bu yıldızların yakacak yakıtı tükenir ve değişik biçimlerde ölüme doğru ilerlerler.

Güneş gibi düşük kütleli yıldızlar, milyarlarca yıl içinde sönme sürecinden geçerler. Güneş’in kütlesinin en az sekiz katı olan daha büyük “kardeşleri” daha acıklı bir son bekler: Süpernova adı verilen devasa bir patlamayla yok olurlar.

Yaşlı Yıldızların Egemenliği

2013 yılında, yıldız oluşumundaki eğilimleri inceleyen değişik ülkelerden bir gökbilimciler ekibi, gelecekte var olacak tüm yıldızların %95’inin zaten doğmuş olduğunu öne sürdü. O dönemde Subaru Telescope internet sitesinde yayınlanan bir makalede, söz konusu çalışmanın baş yazarı David Sobral, “Açıkça görüldüğü üzere, eski yıldızların egemen olduğu bir evrende yaşıyoruz.” demişti.

Evrenin zaman çizelgesinde, yıldız oluşumunun doruk noktasının yaklaşık 10 milyar yıl önce, Kozmik Öğlen olarak bilinen bir dönemde gerçekleştiği görülüyor. Kanada’daki University of British Columbia’da kozmoloji uzmanı Prof. Douglas Scott, “Gökadalar, gazı yıldızlara dönüştürüyor ve bunu giderek azalan bir hızda yapıyorlar.” diyor.

Prof. Scott, Avrupa Uzay Ajansı’nın Euclid ve Herschel teleskoplarından elde edilen verileri çözümleyen bir çalışmanın ortak yazarı. Çalışma hakem değerlendirmesinden geçiyor. Çalışma için, Scott ve uluslararası araştırmacılardan oluşan bir ekip, aynı anda 2,6 milyondan çok gökadayı incelediler. Bu verileri, Euclid Teleskobu’nun Evrenin devasa bir üç boyutlu haritasını oluşturma görevinden elde ettiler. Gökbilimciler özellikle yıldız tozunun yaydığı ısıyla ilgileniyorlardı. Yıldız oluşum oranı daha yüksek olan gökadalar, daha büyük ve daha sıcak yıldızlar barındırdıkları için daha sıcak toza sahip olma eğiliminde.

Scott’a göre, ekip gökadaların sıcaklıklarının milyarlarca yıl boyunca aşamalı olarak azaldığını belirledi. “Yıldız oluşumunun en yüksek zamanını çoktan geride bıraktık ve her yıldız oluşum kuşağında giderek daha az yeni yıldız doğacak.” diyor.

Büyük Soğuma mı?

Yaşlı yıldızların ölümü, aynı maddeyi kullanan yeni yıldızların oluşmasına yol açabilir, ancak işler bu denli basit değil. Diyelim ki elimizde bir yığın inşaat malzemesi var ve bunları kullanarak bir ev yapacağız. Yeni bir yapı yapmak istiyorsak, eski yapıyı geri dönüştürmeyi elbette deneyebiliriz ancak tüm malzemeyi kullanamayabiliriz. “Bu, ancak daha küçük bir ev yapabileceğimiz anlamına geliyor. Her yıkımda, kullanılabilir malzeme azalacak ve sonunda yeni ev yapamayacağız.” diye açıklıyor Profesör Scott. Yıldızlarla ilgili durum da aşağı yukarı böyle. Kozmolog, “Her yeni kuşak yıldızın yakacak yakıtı azalıyor ve sonunda hiç yıldız oluşturacak denli yakıt kalmayacak.” diyor. “Evrende düşük kütleli yıldızların yüksek kütleli yıldızlardan çok daha yaygın olduğunu zaten biliyoruz.”

Bilim insanları uzun süredir evrenin bir gün sonunun geleceğini öngörüyor. Nasıl ve ne zaman olacağından emin olamıyorlar. Günümüzde en çok kabul gören kuramlardan biri ısı ölümü kuramıdır. Büyük Donma olarak da adlandırılan bu kuram, Evren genişlemeyi sürdürdükçe enerjinin yayılacağını ve sonunda yaşamı sürdüremeyecek denli soğuyacağını öngörüyor.

Yıldızlar birbirinden uzaklaşacak yakıtları tükenecek ve yenileri oluşmayacak. Prof. Scott, “Evrende var olan enerji miktarı sınırlı.” diye açıklıyor.

78 Sıfırlı Bir Sayı

Profesör Scott, Güneş’in yok olacağı düşünülen zamandan çok sonra bile, önümüzdeki 10 ila 100 trilyon yıl boyunca yeni yıldızların ortaya çıkmayı sürdüreceğini öngörüyor.

Büyük Donma ise daha da uzun sürebilir: Hollanda’daki Radboud Üniversitesi’nden gökbilimciler, bu yılın başlarında yayınladıkları bir araştırmada, nihai sonun yaklaşık bir kenvigintilyon (78 sıfırlı) yıl içinde geleceğini düşünüşlerdi. Yani, bir sonraki açık gecede yıldızların tadını çıkarmak için bolca zamanımız var.

Kaynak

BBC

NASA

Berat Aydın

1992'de Bursa'da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Bursa'da tamamlayıp yüksek öğrenim için İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü'nü tercih ettim. Burada tanıştığımız arkadaşlarımızla Ekopangea'yı kurduk ve geliştirmeye çalışıyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir